HuzuraDogru
Dini Bilgiler
 İman-İtikat
 Namaz
 Namaz Sûreleri
 Gusül
 Abdest
 Oruç
 Zekat
 Hac
 Kurban
 Ahlâk
 Evlilik ve Aile
 Kur'ân-ı Kerim
 Peygamberimiz
 Peygamberler
 Eshab-ı Kiram
 Alimlerin Hayatı
 Mübarek Günler
 Dualar
 
Sözlük & Ansiklopedi
· Dini Terimler
· Sağlık Ansiklopedisi
· Evliyalar Ansiklopedisi
· İsimler Sözlüğü
· Sağlık Sözlüğü
 
Hayatın içinde
 Hikaye
 Masal
 Tarih
 Şiir
 Fıkralar
 
Günün Sözü
 
Namaz Vaktileri
 
Arama


 
Kur'an-ı kerim Allah kelâmıdır





Bağdat valisi Sırrı paşa (Sırr-ı Furkan) kitabının, İstanbul'da [hicri 1312] de basılan, birinci cild, üçüncü baskısı, yetmişbeşinci sayfasında buyuruyor ki:

Bu kitabımı yazmadan bir sene önce, Diyar-ı Bekr şehrinde, bir Cuma günü, şehrin ileri gelenleri ile oturuyorduk. Arabi dilinde ve din bilgisinde derinliği ile tanınmış olan meşhur Keldani papazı Abdi Yesu da aramızda idi. Misafirim olan Musul valisi Muhammed Reşid paşaya yanımdakileri takdim ederken, Abdi Yesu için de (Arab edebiyatında pek derindir) demiştim. Bunun için belagat üzerinde çok konuşuldu. Sonraları dilden, kavimciliğe geçildi. Bu sırada, vaktiyle, Beyrutlu bir İsevi ile aramızda geçen bir konuşmayı, bunlara anlattım: Herkes kendi kavminin büyükleri ile öğünür. Siz de Arab oğullarısınız. Size sorsalar ki, büyük devlet kurmak, ilim, sanat ve belagat bakımından en büyük adamınız kimdir? Ne cevap verirsiniz, demiştim. Beyrutlu Hıristiyan da, hemen: Muhammed aleyhisselam demeye mecburuz demişti, dedim ve Abdi Yesu’ya dönerek, size sorsaydım, ne derdiniz, dedim.

Abdi Yesu — Evet, büyük devlet kurmak, medeniyete hizmet bakımından, Arabın en büyük, en meşhur adamı Odur derim. Fakat, Muhammed aleyhisselamın, Arabın en fasih konuşanı olduğunu kabul etmem. Çünkü, bunu gösterecek bir eseri yoktur. Kur’anı gösterirseniz, Kur’an Onun sözü değildir diyorsunuz. Kur’anın çok fasih, pek belig olması, Onun fasih ve belig olmasını göstermez. Evet O, belig ve fasih idi. Fakat, Onun gibi, başkaları da vardı. Mesela, Ali’nin sözleri gösteriyor ki, bu da, Onun gibi fasih ve belig idi. İslamiyet'ten önce Ümri-ül Kays ve Kus bin Saide’nin şöhretlerini hepimiz biliyoruz. Hatta, Kus bin Saide’nin hutbesini, Muhammed aleyhisselam da beğenmişti, dedi.

Bu sözü dinleyenler, birbiri ile konuşmaya, bir gürültü sezilmeye başladığından, ayağa kalkıp, şimdilik kimseden yardım istemiyorum. Lütfen rahat olunuz, dedim. Herkes sustu. Şöyle cevap verdim:
Şu anda, din hissimizi, taassubumuzu bir yana bırakıp, ilmi ve ciddi konuşalım! Kur'an-ı kerim için siz ne dersiniz? Kur'an-ı kerim kimin sözüdür?
A.Y. — Kur’anı, Muhammed “aleyhisselam” arkadaşları ile yaptı.

S.Paşa —
Geçenlerde, valilik emrim okununca, siz Arabca bir dua yapmıştınız. O duayı başkası yazıp size verdi deseler, susar mısınız?
A.Y. — Susmam, ben yaptığımı söylerim.

S.P. —
Niçin?
A.Y. — Çünkü bu duayı ben hazırladım.

S.P. —
Hakkınız var. Beş beytli bir gazel yazan kimse bile, bir beytinin çalındığını görse, çalanın cezalanmasını ister. Herkes eseri ile öğünür, değil mi?
A.Y. — Evet.

S.P. —
Sizin o duanızdan daha güzeli yapılabilir mi?
A.Y. — Evet, yapılabilir.

S.P. —
Sizin duanızla, Kur'an-ı kerim arasında fesahat, belagat bakımlarından fark var mı?
A.Y. — Elbet, hem de pekçok.

S.P. —
Arab edibleri ve dost ve düşman ilim adamları uğraşarak, Kur'an-ı kerim gibi söyleyememeleri, Kur’anı yazanlar için büyük bir şeref olmaz mı?
A.Y. — Elbet olur.

S.P. —
Böyle, yüksek bir eseri, sahibi başkasına bağışlar mı? Muhammed aleyhisselam, (Bu Kur’an, Allah kelamıdır. İnanmıyorsanız, bir âyeti kadar siz de söyleyiniz! Söyleyemezsiniz!) derdi. O kadar düşman oldukları, elele verip uğraştıkları halde söyleyemediler. Kimisi belagati, icazı görür görmez iman etti. Kimisi, insan bunu söyleyemez diyerek, ister istemez tasdik etti. Muhammed aleyhisselam, bunu birkaç kimse ile birlikte yapmış olsaydı, düşmanlar da bir araya gelerek, bunun gibi yapabilirdi. Çünkü, Müslümanlarda olduğu gibi, kâfirler arasında da, kuvvetli edib, fasih kimseler vardı. Sonra, bununla meydan okurken, malı, mülkü, mevkisi ve hükümeti yoktu ki, yardımcılarını bunlarla susturdu denilsin. Kur'an-ı kerim, Tevrat, Zebur ve İncil gibi, topluca meydana konmadı ki, yardımcıları, bu eserlerin böyle kıymetli olacağını önceden düşünememişlerdi, sonradan pişman oldularsa da, iş işten geçmişti denilsin. Kur'an-ı kerim yavaş yavaş yirmiüç senede indi. Her âyet gelince, herkes hayran kalıyordu. Yardımcıları olsaydı, ne kadar sabırlı, fedakâr olsalar da, kendi eserlerinin, böyle şan ve şerefini görüp de, yirmiüç sene seslerini çıkarmaz, susabilirler mi idi?
A.Y. — Sözün doğrusu, Kur’anı, Muhammed “aleyhisselam”, yalnız kendi yapmıştır.

S.P. —
Kur'an-ı kerimi siz, nasıl buluyorsunuz?
A.Y. — Çok fasih, pek belig, hikmet dolu.

S.P. —
Demek, bunu yapan hakim olmalı.
A.Y. — Evet.

S.P. —
Demek ki, Muhammed aleyhisselam hakim idi.
A.Y. — Şüphesiz hakim idi.

S.P. —
Yalan söyleyen hakim olur mu?
A.Y. — Olmaz.

S.P. —
Muhammed aleyhisselamın hakim olduğunu söylüyorsunuz ve hakim, doğru söyler diyorsunuz. Zaten, bütün Hıristiyanların, Onun doğru olduğunu bilmesi lazımdır. Çünkü, Mardin köylerinden birinde bulunan “Deyri Zaferan” adındaki büyük kilisede, nasaranın Arabi yazılmış tarihi mukaddes kitabından birinde, (Muhammed aleyhisselama peygamberliğinden evvel herkes, emin olan Muhammed derdi. Çünkü, doğruluğu ile meşhur idi) okumuştum. İşte, o doğru sözlü Muhammed aleyhisselam, bize haber verdi ki, (Kur'an-ı kerim, insan sözü değildir. Allah kelamıdır). Buna ne dersiniz? Hayır inanmam derseniz, Onun hakim olduğuna da inanmamış olursunuz. Hakim idi, sözünde duruyorsanız, Onun sözüne de inanmanız lazım gelir.
A.Y. — Doğrusunu istiyorsanız, Muhammed “aleyhisselam” Peygamber idi. Fakat yalnız Arabların Peygamberi idi.

S.P. —
Teşekkür ederim. Şüphe bulutları sıyrılıp, hakikat ışıkları parlamaya başladı. Hakim yalan söylemez dediniz. Peygamber hiç yalan söyler mi? O hiç söylemez. Öyle ise, Muhammed aleyhisselamın bütün insanlara, her millete de Peygamber olduğuna inanmanız lazımdır. Çünkü, O bize; (Ben bütün insanların ve Cinnilerin hepsinin Peygamberiyim) diye haber veriyor. Buna ne dersiniz?

Birkaç saniye durduktan sonra, kalkıp gitti ve bir daha yanıma gelmedi.

(Herkese Lazım Olan İman) kitabının (Müslümanlık ve Hıristiyanlık) ve (Kur'an-ı Kerim ve İnciller) ve (İslam Dini ve Diğer Dinler) kısımlarında ve (Cevap Veremedi) kitabında Hıristiyanlık dini üzerinde geniş bilgi vardır.









Copyright © HuzuraDogru

Yayinlanma:: 2006-04-17 (885 Okunma)

[ Geri Dön ]
Haberler
 Sağlık
 Eğitim
 Bilim-Teknik
 İnternet
 Çevre
 Kültür
 Haber Arşivi
 Hava Durumu
 
Yazarlar
Mehmet Ali Demirbaş
mehmetali.demirbas@tg.com.tr

Amel ve niyet
Mehmet Oruç
mehmet.oruc@tg.com.tr

Altın kasadaki eskimeyen nasihatler
Osman Ünlü
osman.unlu@tg.com.tr

Her kemâlin bir zevâli vardır...
Abdüllatif Uyan
abdullatif.uyan@tg.com.tr

“Bakıyorum neşelisin!..”
Prof.Dr. R. Ayvallı


Şeyh Şa’bân-ı Velî Hazretleri
İsmail Yağcı
ismail.yagci@tg.com.tr

Bolluğu yönetemeyen kıtlığa düşer
M.Said Arvas
msarvas@ihlas.net.tr

Arkadaş seçmek -l-
Dr. Şükrü Cido
info.turkiye@tg.com.tr

Formül mamalar
Vehbi Tülek
vehbi.tulek@tg.com.tr

“Şifa” olan baş ağrısı Humeyr ibni Redi
 
İsimler